(28.06.2014 tarihli Dünya Gazetesi makalesi)
Bilindiği üzere Türk Borçlar Kanunumuzun sözleşme özgürlüğünü düzenleyen maddesi gereğince taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler. Her ne kadar taraflar, sözleşme düzenleyip düzenlememe ya da kanuni kısıtlamalar saklı kalmak kaydıyla içerik konusunda, kural olarak özgür olsalar da bazen mali yükümlülükler bu düzenlemeleri geçersiz kılabilmektedir. Öyle ki, ticari hayatta “senetle ispat” ve “sözleşme özgürlüğü” müesseseleri oluşabilecek damga vergisi yükü nedeniyle tam işlerlik kazanamayabilmektedir. Daha çok şirketlerden oluşan taraflar, düzenlenen sözleşmelerde damga vergisine matrah oluşturabileceğinden bahisle, işin icabı olan tüm detaylara bu belgelerde yer verememektedirler. Bu yaklaşımın, özellikle konunun dava konusu yapılması durumunda ispat açısından çeşitli zorluklar yaratabileceği muhtemeldir.
Makalenin tamamını okumak için tıklayın.