Skip to main content Skip to search

Archives for Yayınlarımız

TEKNOLOJİ SERBEST BÖLGESİNDE FAALİYET GÖSTEREN YAZILIMCILARA KDV AVANTAJI

Güneri GÖZÜAÇIK

MODERN DANIŞMANLIK

Ortak,YMM

Değerli okurlar, Tübitak-Mam Teknoloji Serbest Bölgesinde yer alan teknopark girişimcilerinin yazılım teslim ve hizmetleri nedeniyle teknopark katma değer vergisi istisnasından yararlanamamaları hususu uzunca bir süredir takip etmekte olduğumuz bir konu olmakla birlikte nihayet girişimciler lehine sonuçlandı.

Serbest bölge sınırları içinde yer almakla birlikte, Tübitak-Mam Teknoloji Serbest Bölgesinde olduğu gibi, aynı zamanda teknoloji geliştirme bölgesi olarak belirlenen alanlarda faaliyette bulunan girişimciler hem serbest bölge hem de teknopark mevzuatına tabi olabilmektedir. Buna göre şimdiye kadar teknoloj serbest bölgesinde yer alan ve yazılım geliştirme faaliyeti ile iştigal eden girişimciler bir taraftan serbest bölge mevzuatına göre bölgeden Türkiye’de yerleşik kişilere kesilen faturalar üzerinden binde 9 oranında pay öderken, teknopark mevzuatına göre kazanç istisnasından yararlanabilmekte ancak Türkiye’de yerleşik kişilere yazılım satış veya kiralamaları sonucunda Katma Değer Vergisi Kanunu’nun geçici 20’nci maddesinde yer alan istisnadan faydalanamamakta ve satış bedeli  üzerinden KDV hesaplamaktaydı.

Bundan sonra yazılım üretenler KDV siz fatura kesebilecek

T.C. Ticaret Bakanlığı Serbest Bölgeler, Yurtdışı Yatırım ve Hizmetler Genel Müdürlüğünce kaleme alınan 05.07.2019 tarihli yazıya göre, diğer teknoparklarda halen mevcut olan uygulama,   2019 yılı temmuz ayından itibaren teknoloji serbest bölgesinde üretilen yazılımların satışı ve kiralanması nedeniyle de uygulanacak ve bölgede geliştirilen yazılım teslim ve hizmetleri de katma değer vergisi istisnasından yararlanabilecek. Uzunca bir süredir Bakanlıklar nezdinde tartışıldığını bildiğimiz konunun bu şekilde çözüme kavuşturulmuş olmasını özellikle yazılım faaliyetleri ile iştigal eden girişimciler açısından çok isabetli buluyoruz.

Şimdiye kadar olan uygulama

Hali hazırda bir serbest bölge sınırları içinde yer alan teknopark içinde yazılım projeleri geliştirilmesi kapsamında faaliyet gösteren girişimciler Türkiye içindeki kişi ve kurumlara vermekte oldukları yazılım teslim ve hizmetlerinde katma değer vergisi istisnasından yararlanamamaktaydı.

Oysa bizim de benimsediğimiz bir anlayışa göre şimdiye kadar olan süreçte de serbest bölge içinde yer almakla birlikte bir teknopark bünyesinde faaliyet gösteren kişi ve kurumların tıpkı teknopark kazanç istisnasından yararlanabildikleri gibi yazılım satış ve kiralamalarında da maddede yer alan şartları sağlamaları halinde Katma Değer Vergisi Kanunu’nun geçici 20’nci maddesinde yer alan vergi istisnasından yararlanmaları gerektiği düşünülmekteydi.

Vergi istisnası için gerekli şartlar nelerdir?

Katma Değer Vergisi Kanunu’nun geçici 20’nci maddesine göre istisna gelir veya kurumlar vergisi kazanç istisnası uygulanabildiği süre zarfınca ve ancak teknoparklarda geliştirilen belli yazılım satış ve kiralamaları için uygulanabilmektedir. İstisnadan yararlanabilecek yazılımlar arasında sistem yönetimi, veri yönetimi, iş uygulamaları, sektörel, internet, oyun, mobil, ve askeri komuta kontrol uygulama yazılımları bulunmaktadır. Bunların dışında başka yazılımlar diğer şartlar sağlansa da istisnadan yararlanamamaktadır.

Artık hem KDV yok hem de yüklenilen KDV hesaplanan KDV den düşülebilir

Diğer tüm teknoloji geliştirme bölgelerinde olduğu gibi bundan sonra teknoloji serbest bölgesinde faaliyet gösteren girişimciler de bölgede üretilen yazılımların satışı veya kiralanması nedeniyle katma değer vergisi hesaplamazlar. Ayrıca 01.01.2019 tarihinden itibaren de söz konusu yazılım satış veya kiralanması katma değer vergisinden istisna olmakla birlikte; istisna kapsamında yapılan işlemlere ilişkin yüklenilen KDV indirilebilir hale gelmiştir. Daha açık iade edilecek olursa üretilen yazılımı satabilmek veya kiralayabilmek amasıyla temin edilen mal veya hizmetlerin içerdiği katma değer vergisi hesaplanan katma değer vergisinden düşülebilir. Dolayısıyla istisna uygulaması teknoparklarda faaliyette bulunan girişimciler için artık çok daha önemli hale gelmiştir. Öyle ki, aylar itibariyle ödenecek katma değer vergisi çıkan şirketler için artık teknopark kirası vb. hizmet ve mal alımları nedeniyle yüklenilen katma değer vergisi hesaplanan vergiden indirilebilecek ve bu da şirketler açısından önemli bir finansman avantajı yaratacaktır.

İstisnadan yararlanabilmek için yapılacaklar

Teknoloji geliştirme bölgeleri uygulama yönetmeliğine göre yukarıda yer verilen yazılımların Katma Değer Vergisi Kanunu kapsamında vergiden istisna tutulabilmesi için istisnadan yararlanacak kişi veya kurumların teknoloji geliştirme bölgesi yönetici şirketinden alacakları yazılı onay ile bağlı oldukları vergi dairesine başvuruda bulunmaları gerektiğini önemle hatırlatmak isteriz.

Teknoparklarda yazılım ve oyun yazılımı geliştiren girişimciler artık daha avantajlı

4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu’na göre, teknokentlerde ya da ihtisas teknokentlerde faaliyet gösteren girişimcilerin sadece bu bölgelerde ürettikleri ve sistem yönetimi, veri yönetimi, iş uygulamaları, sektörel, internet, mobil ve askeri komuta kontrol uygulama yazılımı şeklindeki teslim ve hizmetleri katma değer vergisinden istisnadır.Makaleyi okumak için tıklayınız

Teknopark yönetici şirketinin Ar-Ge faaliyetinde bulunması halinde teşvik uygulaması ve mali idare görüşü

Dünyada olduğu gibi ülkemizde de teknoloji geliştirme bölgeleri; Ar-Ge ekosisteminin çeşitli aktörlerini bir araya getirmek, sağlanan teşvik ve destek unsurları ile teknolojik bilgi üretiminin gelişimine, üretilen bilginin yüksek katma değerli ve dünya ölçeğinde talep gören ticari ürünlere dönüşümüne katkı sağlayacak bir ortam yaratmak amaçlarıyla kurulmaktadır.Makaleyi okumak için tıklayınız

Öğretim Elemanlarının Ar-Ge Projelerinde Yer Alması…

Teknoloji geliştirme bölgeleri ile Ar-Ge veya tasarım merkezlerinde yürütülmekte olan Ar-Ge veya tasarım projelerinde sahip oldukları teknik bilgi ve deneyim nedenleriyle üniversite öğretim elemanları istihdam edilebilmekte ya da bu kişilerden danışmanlık hizmetleri alınabilmektedir.

Bilindiği üzere teknoloji geliştirme bölgelerinde faaliyet gösteren şirketler, 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Kanunu; Ar-Ge veya tasarım merkezleri ise 5746 sayılı Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun kapsamında teşvik ve destek unsurlarından yararlanmaktadır.
Makaleyi okumak için tıklayınız

Onuncu Kalkınma Planı (2014-2018): Taşımacılık ve Lojistik Sektörüne Bakış

(06.09.2013 Tarihli dünya gazetesi makalesi ve Ekovitrin dergisi kasım 2013 sayısı)
Günümüzde giderek artan rekabet ortamı işletmelerin üretim yeri seçimi ve süreçlerini de etkilemekte, işletmeler mukayeseli olarak en düşük maliyet ve en yüksek etkinlikle farklı ülkelerde ya da aynı ülkelerin farklı bölgelerinde üretim yapabilme kararı alabilmektedir. Üretimin yapısında meydana gelen bu değişiklik gerek ulusal gerekse uluslararası ticaretin gittikçe artan bölümünün nihai ürün yerine ara üründen oluşmasına sebep olmakta, bu süreç de düşük maliyetleri ve kaliteli hizmet sunabilecek bir iş ortağı olan ulaştırma ve lojistik sektörüne ihtiyaç duymaktadır. Sektör bazında önemli hedeflerin belirlendiği 2023 yılı için, 500 milyar dolarlık ihracat rakamına ulaşılması amaçlanıyor. Bu hedefe ulaşılmasında bütün sektörlerin çözüm ortağı durumunda olan taşımacılık ve lojistik sektörünün hayati bir fonksiyon üstlenmesi, sektörün 2023 yılında 50 milyar dolarlık satış hasılatına ulaşması ve yaklaşık olarak 1,5 milyon kişiye istihdam sağlanması planlanıyor. Ülkemizin 2023 hedefleri doğrultusunda hazırlanan ve temmuz ayı içinde Resmi Gazete’de yayımlanan 2014-2018 dönemini kapsayan Onuncu Kalkınma Planı lojistik ve ulaştırma sektörü için önemli tespit ve hedefler içeriyor.
Makaleyi okumak için tıklayınız

Örtülü Sermayede Düzeltme Müessesesi ve Bazı Sorunlar

(Yaklaşım dergisi Mart-Nisan 2011)
Bilindiği üzere 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun (KVK) 12’nci maddesi 01/01/2006 tarihinden sonraya sarkan ödünç verme işlemlerine de uygulanmak üzere, 01/01/2006 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yürürlüktedir. KVK’nın 12/7’nci maddesinde örtülü sermayede düzeltme müessesesi düzenlenmiş ve konuyla ilgili 1 Seri Nolu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’nde de (Tebliğ) açıklamalarda bulunulmuştur. Kanuni düzenlemeler ve idare tarafından yapılan açıklamalara rağmen örtülü sermayede düzeltme sürecinin işleyişi bakımından açıklığa kavuşturulması gerektiğini düşündüğümüz bazı önemli hususlar bulunmaktadır. Öyle ki; bu makalemizde vergi güvenliğinin sağlanabilmesi amacıyla oluşturulmuş olan örtülü sermaye müessesesini:
• Vergilendirme işlemlerinin örtülü sermaye kullanan ve kullandıran açısından düzeltmeye tabi tutulacağı dönem itibariyle
• Örtülü sermayeyi kullanan kurumun zarar etmesi ya da bu kurumun kazancının kurumlar vergisinden istisna olması ve benzeri nedenlerle söz konusu kurumda matrahın oluşmaması hallerinde incelemek istiyoruz.
Makaleyi okumak için tıklayınız

Sözleşme Yapmak ya da Yapmamak: İşte Bütün Mesele Bu

(28.06.2014 tarihli Dünya Gazetesi makalesi)
Bilindiği üzere Türk Borçlar Kanunumuzun sözleşme özgürlüğünü düzenleyen maddesi gereğince taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler. Her ne kadar taraflar, sözleşme düzenleyip düzenlememe ya da kanuni kısıtlamalar saklı kalmak kaydıyla içerik konusunda, kural olarak özgür olsalar da bazen mali yükümlülükler bu düzenlemeleri geçersiz kılabilmektedir. Öyle ki, ticari hayatta “senetle ispat” ve “sözleşme özgürlüğü” müesseseleri oluşabilecek damga vergisi yükü nedeniyle tam işlerlik kazanamayabilmektedir. Daha çok şirketlerden oluşan taraflar, düzenlenen sözleşmelerde damga vergisine matrah oluşturabileceğinden bahisle, işin icabı olan tüm detaylara bu belgelerde yer verememektedirler. Bu yaklaşımın, özellikle konunun dava konusu yapılması durumunda ispat açısından çeşitli zorluklar yaratabileceği muhtemeldir.
Makaleyi okumak için tıklayınız

Taşımacılıkta Elektronik Dönem

(02.01.2014 Tarihli Dünya Gazetesi makalesi)
Bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmeler gerek bireysel gerekse kurumsal ölçekte hayatlarımızda ve iş süreçlerinin yönetiminde önemli değişim ve gelişmelere yol açmaktadır. Sürekli bir devinim içinde olan bilişim teknolojilerinin yarattığı bu yeni ortamda, dünya ekonomileri ve piyasaları birbirleri ile entegre hale gelirken, yeni üretim, istihdam ve ticaret olanakları ortaya çıkmaktadır. Bu yazımızda bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmelerin taşımacılık sektörü özelinde değerlendirilmiştir.
Makaleyi okumak için tıklayınız

Yeni Nesil Ödeme Kaydedici Cihaz Kullanma Zorunluluğu

(25.09.2013 Tarihli Dünya Gazetesi Makalesi)
Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 257’nci maddesinin Maliye Bakanlığına tanımış olduğu yetkiye istinaden, perakende teslimde bulunan veya hizmet ifa eden birinci ve ikinci sınıf tüccarlara Vergi Usul Kanunu’na göre fatura vermek zorunda olmadıkları mal satışları veya hizmet ifalarının belgelendirilmesinde 3100 sayılı Kanuna göre kullanmak zorunda oldukları ödeme kaydedici cihazların yerine “Yeni Nesil Ödeme Kaydedici Cihazları” kullanma mecburiyeti getirilmiştir. Kademeli bir geçiş öngörülen süreç ile ilgili olarak 426 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile 69 ve 70 Seri Numaralı 3100 sayılı Kanun Tebliğleri yayımlanmıştır. Bu yazımızda yeni nesil ödeme kaydedici cihaz kullanulması ile ilgili tereddüt edilen hususlar konusunda değerlendirmelerde bulunulmuştur.
Makaleyi okumak için tıklayınız

Zorunlu Müdafilik Ödemelerinin Vergisel Sonuçları

(E-yaklaşım ekim 2011)
Bu makalemiz, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununa göre soruşturma ve kovuşturma makamlarının talebi üzerine, barolar tarafından göevlendirilen müdafi ve vekillere söz konusu görevlendirilmeleri kapsamında ilgili Cumhuriyet başsavcılıklarınca düzenlenen ödeme emri belgelerine istinaden muhasebe birimlerince ödenen zorunlu yol giderleri ile tarife gereğince yapılan ödemelerin gelir ve katma değer vergisine tabi olu olmayacağı konusundaki değerlendirmelerimizi içermektedir.
Makaleyi okumak için tıklayınız