Skip to main content Skip to search
slider1-kurumsal

Bültenler

Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu’na göre bölgede faaliyet gösteren işletmelerin bölge içinde gerçekleştirdikleri Ar-Ge, tasarım ve yazılım faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları 31.12.2023 tarihine kadar gelir ve kurumlar vergisinden istisnadır. Kazanç istisnasının uygulanabilmesi için temel şartlar; işletmelerin Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca (BSTB) belirlenen teknoparklarda faaliyet göstermesi, bölgelerde sadece Ar-Ge, tasarım ve yazılım faaliyetlerinde bulunulması ve kazancın yalnızca bu faaliyetlerden elde edilmesidir.

Teknoparklarda gerçekleştirilen teknolojik ürün yatırımları ve seri üretim faaliyetleri

İşletmeler, teknoparklarda başlayarak tamamladıkları Ar-Ge, tasarım veya yazılım projeleri sonucu elde ettikleri teknolojik ürünün ticarileştirilmesi için gerekli olan yatırımı, yönetici şirketin uygun bulması ve BSTB’nin izin vermesi şartıyla teknopark içinde gerçekleştirebilmektedir. Teknoparktaki yatırım faaliyetleri Ar-Ge, yazılım ve tasarım faaliyetlerinden farklı olarak teşvik kapsamı dışında bulunduğundan; bu faaliyetler istisna faaliyetlerden ayrı olarak izlenmekte, bu yatırımlardan elde edilecek kazançlar vergiye tabi tutulmakta ve bu yatırımlar nedeniyle bölgede çalışan personel de teknopark destekleri dışında tutulmaktadır.

Kazanç istisnasının şartları ve sınırları yeniden belirleniyor

4691 sayılı Kanun’un geçici 2’nci maddesinde 01.07.2017 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7033 sayılı Kanun ile yapılan düzenleme göre; Bakanlar Kurulu bölgede faaliyet gösteren işletmelerin yararlanabileceği kazanç istisnasının şartlarını; Maliye Bakanlığı ile Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ise uygulamaya yönelik usul ve esasları belirlemeye yetkili kılınmıştır. Bakanlar Kurulu kendisine verilen bu yetkiyi 19.10.2017 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 2017/10821 sayılı kararı ile kullanmış bulunmaktadır.

Kazanç istisnası yalnızca gayrimaddi haklar için söz konusudur

Halen yürürlükte olan kurumlar vergisi kanunu ve alt düzenlemeleri de benzer bir uygulama öngörmektedir. Buna göre, bölgede Ar-Ge, yazılım ve tasarım faaliyetinde bulunan işletmelerin bu faaliyetleri sonucu elde ettikleri ürünleri ticarileştirmeleri ve seri üretime tabi tutarak pazarlamaları halinde; pazarlama ve üretim organizasyonu nedeniyle doğan kazanç bulunarak vergiye tabi tutulmakta, bölge içinde gerçekleştirilen Ar-Ge, yazılım veya tasarım faaliyeti sonucu bulunan gayrimaddi hakkın satış, devir veya kiralanmasından elde edilecek kazanç ise transfer fiyatlandırması esaslarına göre ayrıştırılarak vergiden istisna tutulmaktadır. Ancak burada geçen “seri üretim faaliyeti”nin ne olduğu ile hangi faaliyetlerin seri üretim kapsamında olduğu, gayrimaddi haklara ilişkin kazanç ayrıştırmasının nasıl yapılacağına ilişkin hususlar açık bir şekilde belirlenmediği için uygulamanın çok farklı şekillerde oluşabildiği ve hesaplama zorlukları içerdiği de bilinmekteydi.

İstisna kazanç tutarının tespiti artık daha objektif ve açık

Patent ya da fonksiyonel olarak patente eşdeğer belge ya da proje bitirme belgesine bağlanan gayrimaddi haklardan elde edilecek kazançların vergi istisnasından yararlanacak kısmı, söz konusu kazancı doğuran faaliyet kapsamında gerçekleştirilen nitelikli harcamaların, toplam harcamalara oranı esas alınmak suretiyle belirlenecektir.

Böylece ürünlerin seri üretim faaliyetine tabi tutulması sonucunda oluşan kazancın gayrimaddi haklara isabet eden tutarının transfer fiyatlandırması esaslarına göre ayrıştırılacağı yönündeki mevcut düzenlemenin; yerini nispeten uygulaması daha objektif ve açık olabileceğini düşündüğümüz maliyet bazlı ayrıştırmaya bırakmasını, piyasa uygulamalarını da değerlendirdiğimizde, yerinde bulduğumuzu özellikle belirtmek isteriz.

İstisnadan yararlanabilmek için hakların tescile veya kayda tabi olması gerekmektedir

Bakanlar Kurulu Kararının (BKK) yayımlandığı tarihe kadar olan uygulamada, gerek Ar-Ge ve tasarım merkezleri gerekse teknoparklarda faaliyet gösteren işletmeler açısından kurumlar vergisi indirimi ya da istisnasından yararlanabilmek için hakların Türk Patent Enstitüsü gibi tescile veya kayda yetkili kuruluşlara başvurularak tescil edilmesi şartı bulunmamaktaydı. Bu düzenleme ile sadece teknoparklarda faaliyet gösteren işletmeler açısından, istisnadan yararlanılabilmesi için bölge içinde geliştirilen gayrimaddi hakların “patent”, “fonksiyonel olarak patente eşdeğer belge” ye ya da “proje bitirme belgesi”ne bağlanması zorunluluğu getirilmektedir.  Fonksiyonel olarak patente eşdeğer belgeler ise; faydalı model, tasarım tescil,  telif hakkı tescil, entegre devre topografyası belgeleri ile yeni bitki çeşitlerine ait ıslahçı hakkı tescil belgesi ve benzerleridir.

Teknoparklarda nitelikli Ar-Ge projelerinin önünü açacağını değerlendirdiğimiz bu uygulamayı orta ve uzun vadede ülkemiz ve ekonomimiz açısından olumlu olarak değerlendirmekteyiz.

Yazılım şirketleri için ayrı düzenleme

Yazılım işi ile iştigal eden işletmeler sanayi işletmelerinden farklı olarak makine ve teçhizat ile diğer büyük sabit kıymet yatırımlarına gerek kalmaksızın ürünlerini geliştirilebilmektedir. Söz konusu yazılım faaliyetleri neticesinde ise patent, faydalı model belgesi gibi belgeleri edinebilmek işin doğası gereğince mümkün olmayabildiğinden yapılan düzenleme ile bu şirketler için “telif hakkı tescil belgesi” ya da “proje bitirme belgesi” istisna için temini gerekli belgeler olarak belirlenmiştir.

Proje bitirme belgesi de kanıtlayıcı belgedir

Kazanç istisnasından yararlanabilmek için tevsiki istenen belgeler esas olarak patent ya da fonksiyonel olarak patente eşdeğer belgeler olarak belirlenmiş olmasına rağmen, halen mevcut olan düzenlemeye göre yönetici şirketler tarafından verilen proje bitirme belgesi de kanıtlayıcı belge olarak kabul edilmiştir. Buna göre, son 5 yılın ortalamasına göre gayrimaddi haklardan elde edilen yıllık brüt hasılatı 30 milyon TL’yi ve bağlı olunan şirketler grubunun ya da kendisinin ciro toplamı 200 milyon TL’yi aşmayan işletmelerin gayrimaddi hakların devir, satış ve kiralanmasından elde ettikleri kazançlarına istisna uygulanabilmesi için proje bitirme belgesi yeterli sayılmıştır. Belirlenmiş olan bu hadlerin üzerindeki tutarlar için ise patent ya da fonksiyonel olarak patente eşdeğer belgelerin tevsiki zorunludur.

Sipariş usulü ile faaliyette bulunan teknopark şirketleri istisnadan yararlanamaz

Bazen taraflar arasında yapılan sözleşmeler ve belirlenen iş modeli gereğince araştırma ve geliştirme faaliyeti ile iştigal eden şirketler başkası adına yürüttükleri Ar-Ge projeleri sonucunda geliştirdikleri ürünlerin gayrimaddi haklarına sahip olmamakta ve bu hak siparişi verene ait olmaktadır. Sipariş usulü Ar-Ge uygulamasını gerek Ar-Ge ve tasarım merkezlerinde gerekse de teknopark şirketlerinde sıklıkla gözlemlemekteyiz.

Bakanlar Kurulunca yapılan son düzenleme gereğince, teknoparklarda sipariş usulüne göre Ar-Ge, yazılım veya tasarım faaliyetinde bulunan şirketler geliştirdikleri ürünlerin gayrimaddi haklarına sahip bulunmadıklarından, bu şirketlerin kazanç istisnadan yararlanabilmelerine de imkan bulunmamaktadır. Dolayısıyla yapılan bu son düzenlemenin sipariş usulü ile çalışan teknopark şirketleri açısından oldukça önemli sonuçlar doğuracağı ve mevcut sözleşmelerin gözden geçirilmesinin gerekeceğini değerlendirmekteyiz.

Yeni düzenlemelerin uygulanma zamanı

Yeni uygulama, söz konusu BKK’nın Resmi Gazetede yayımlandığı tarih olan 19.10.2017 tarihinden sonra teknoparklarda başlatılacak tüm projeler ve bu projelerden elde edilecek kazançlar açısından geçerlidir. Diğer yandan 19.10.2017 tarihinden önce başlamış bulunan projelerin ise 30.06.2021 tarihinden sonra elde edilecek kazançlarına uygulanacaktır.

Söz konusu BKK’dan, 19.10.2017 tarihinde önce başlamış projelerin 30.06.2021 tarihinden önce sonuçlanması ve bu projelerden kazanç elde edilmesi halinde ise bu karardan önceki düzenlemeye göre işlem tesis edileceği anlaşılmaktadır. Uygulamada birliğin sağlanabilmesi ve yukarıda yer verilen hususların daha açık ve seçik biçimde anlaşılabilmesi amacıyla gerek Maliye Bakanlığı gerekse Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca açıklayıcı alt düzenlemelerin en kısa sürede kamuoyu ile paylaşılmasının yerinde olacağı değerlendirilmektedir.

Saygılarımızla,
Güneri Gözüaçık
Ortak, YMM

Bilindiği üzere yatırımlara ivme kazandırmak ve bu suretle ekonomik kalkınmaya destek olmak amacıyla önemli teşvik ve destek unsurlarını içeren “Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” geçtiğimiz hafta içinde Mecliste kabul edilerek kanunlaştı.
Yazımızın konusunu oluşturan “bazı varlıkların milli ekonomiye kazandırılması müessesesi “ yukarıda yer verilen düzenlemenin kanunlaşmadan önceki tasarı metninde yer almakla birlikte; kanunlaşma aşamasında metinden çıkartılmış ve bu hafta içinde Mecliste görüşüleceğini tahmin ettiğimiz “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına ilişkin Kanun Teklifi” içinde bazı değişiklikleri de içerecek biçimde yer almıştır.

Yurtdışından getirilebilecek kıymet ve varlıklar

Kanun teklifine göre, gerçek veya tüzel kişilere ait yurtdışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile her türlü gemi, yat ve diğer su araçları 31.12.2016 tarihine kadar yurda getirilmek şartıyla serbestçe tasarruf edilebilecektir. Gerçek ve tüzel kişilerin bu kıymet ve varlıkları diğer kişilerin nam ve hesabına yurda getirebilmesi de mümkün bulunmaktadır.
Düzenlemede 2008 yılında uygulamaya konulan 5811 sayılı “Bazı Kanunların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun” ile yukarıda sözü edilen tasarı metninden farklı olarak; bildirim ve beyana konu olabilecek “taşınmazlar” ile “alacaklara” yer verilmediği buna karşın gemi, yat ve su araçlarına yer verildiği dikkati çekmektedir.

Kıymetler serbestçe tasarruf edilebilecektir

Düzenlemede yer alan “serbestçe tasarruf etme” kavramının, oldukça özgürlükçü bir bakış açısıyla hazırlandığı ve ifadenin söz konusu varlıkların tekrar yurtdışına ihracı da dahil, her türlü tasarruf hakkını kapsadığı değerlendirilmektedir.

Yurtdışında bulunan kıymet ve varlıkların işletmeye dahil edilmesi

Bilanço veya işletme hesabı esasına göre defter tutanlar ile serbest meslek kazancı defteri tutanların yurda getirecekleri varlık ve kıymetleri işletmelerine dahil etmeyi tercih etmeleri halinde, bu varlıkların işletmeye kaydı sebebiyle gelir veya kurumlar vergisi ödemeyecekleri gibi; söz konusu kıymetlerin işletmeden çekilmesi halinde vergiye tabi kazanç söz konusu olmayacaktır. Düzenlemede, 5811 sayılı Kanun’da yer alan oldukça sınırlayıcı ifadeler ile bir önceki tasarıda yer alan söz konusu kıymetlerin sermayeye ilave edilmiş olması durumunda işletmeden çekilmiş sayılacağına ve böylelikle kar dağıtılmış kabul edileceğine ilişkin ifadelere de yer verilmediği görülmektedir.

Yurtiçinde bulunan kayda alınabilecek kıymetler

Türkiye’de bulunmakla birlikte henüz bilanço, işletme hesabı ya da serbest meslek kazancı defterinde yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları mükelleflerce defterlere 31.12.2016 tarihine kadar kaydedilebilecektir. Yapılacak kayıt neticesinde yine vergiye tabi bir kazanç oluşmayacağı gibi, kıymetler dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate alınmaksızın işletmeden çekilebilecektir.

Yurda getirilecek veya defterlere kaydedilecek varlıklar nedeniyle doğan gider ve zararlar

Yukarıda yer verilen kıymet ve varlıkların elden çıkarılması neticesinde zarar doğması halinde, bu tutarlar gelir ve kurumlar vergisi kanunları açısından kabul edilmeyecektir.
Gerek 5811 sayılı Kanun gerekse bir önceki tasarı metninde yer alan bildirim ve beyana konu edilecek varlıklar üzerinden amortisman gideri ayrılamayacağına ilişkin ifadelere bu defa teklif metninde yer verilmediğinden; gemi, yat ve diğer su araçlarının maliyet bedeli üzerinden amortisman ayırılabileceği anlaşılmaktadır.

Vergi inceleme ve tarhiyatları ile idari para cezalarından bağışıklık

Varlıkları ve kıymetleri Türkiye’ye getiren veya yurtiçinde mevcut olan kıymetleri defterlere kaydedenler hakkında, yalnız bu işlemlerin yapılmış olmasından dolayı ve bu işlemden hareket edilerek, hiçbir şekilde araştırma inceleme yapılamayacak, idari para veya vergi cezası kesilemeyecektir. Diğer yandan, madde metninde hareketle bu işlemlerin dışındaki diğer nedenler sebebiyle, önceki dönemlere ilişkin vergi incelemeleri de dahil inceleme ve soruşturma yapılabileceği değerlendirilmektedir.
Ayrıca daha önceki varlık barışı uygulamalarından farklı olarak Türkiye’ye getirilecek veya defterlere kaydedilecek varlık ve kıymetler üzerinden herhangi bir vergi ödenmesi de öngörülmemektedir.

Saygılarımızla,
Güneri Gözüaçık
Ortak, YMM